Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı

  • MECRA ATIF SİSTEMİ

    Makaleler ve kitaplar için atıf sistemi

  • MECRA ŞABLONU

    Zotero ve Mendeley programlarında kullanılmak üzere hazırlanmış Mecra şablonunu indirmek için tıklayınız.

Akademik Yayınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akademik Yayınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin Tevrat ve İncil’in Tahrifi Meselesine Bakışı

Uluslararası İmâm Mâtürîdî ve Te'vîlâtü'l-Kur'ân Sempozyumu, bu Cuma ve Cumartesi (02-03.11.2018) İstanbul'da Marmara İlahiyat Fakültesi'nde gerçekleşiyor.
"Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin Tevrat ve İncil’in Tahrifi Meselesine Bakışı" isimli bildirim Cumartesi günü 09:30 oturumunda 
Sempozyum Programı (pdf)









Share:

Hıristiyanlıkta Vahiy ve Peygamberlik

Muhammet Tarakçı, "Hıristiyanlık'ta Vahiy ve Peygamberlik", Vahiy ve Peygamberlik, ed. Yusuf Şevki Yavuz, İstanbul: Kuramer Yayınları, 2018, ss. 77-175. 

Share:

Eski Kültürlerde ve Doğu Dinlerinde Vahiy ve Peygamberlik

Muhammet Tarakçı, "Eski Kültürlerde ve Doğu Dinlerinde Vahiy ve Peygamberlik", Vahiy ve Peygamberlik, ed. Yusuf Şevki Yavuz, İstanbul: Kuramer Yayınları, 2018, ss. 17-39. 

Share:

Kitap Tanıtımı: Doğudan Batıya, Annemarie Schimmel

Çev. Ömer Enis Akbulut (İstanbul: Sufi Kitap, 2017)

Özet: Doğudan Batıya, Annemarie Schimmel’in Orient and Occident: My Life in East and West isimli otobiyografi kitabının Türkçe çevirisidir. Kitap yedi bölümden oluşmaktadır. Schimmel Almanya’da Marburg, Türkiye’de Ankara ve ABD’de Harvard üniversitelerinde hocalık yapmış; İsveç, Hollanda, İsviçre, ABD, Türkiye, Kuveyt, Bahreyn, Suriye, Ürdün, Mısır, Sudan, Tunus, Fas, Yemen, Suudi Arabistan, İran, Afganisan, Orta Asya, Pakistan, Hindistan, Endonezya ve daha pek çok ülkeyi gezip görmüş ve gezdiği yerlerde meşhur ve önemli kişilerle tanışmıştır. Tasavvuf, İslamî edebiyat ve sanatlarda otorite kabul edilen Schimmel, otobiyografisinde hayatı, gezdiği ülke ve şehirler ve tanıdığı kişiler hakkında dikkat çekici ve ilginç bilgiler vermektedir. Bu tanıtım yazısı aynı zamanda kitabın çevirisinde görülen bazı yanlışlara da işaret etmektedir. 
İslam tarihi ve sanatları ve dinler tarihi başta olmak üzere ilahiyat alanında çalışan bilhassa genç akademisyen ve araştırmacıların dikkatine...

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/458721
Share:

Muhammet Tarakçı & Sead Paqarizi - Christianity and Muslim-Christian Relationships in Kosovo (Kosovada Hıristiyanlık ve Müslüman-Hıristiyan İlişkileri)

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 26 (2017/2), s. 1-17

Pdf

Abstract

A small country of Europe in terms of her surface area and population, Kosovo is a multi-faith country where various religions and religious groups live together. A great majority of her population was Christian at the Roman Empire (and Orthodox at the Byzantine time), and Muslim at the Ottoman time and today. Orthodox, Catholic and Evangelical Churches, Judaism and some other religious movements as well as Islam still live in the country. This article, after briefly summarizing the history of Christianity in Kosovo, deals with the relations between Muslims and Catholic, Orthodox and Evangelical churches past and today. It also evaluates the positive and negative aspects of the Muslim-Christian relations in Kosovo, and gives some observations about the future of these relations. 
Key Words: Kosovo, Muslim-Christian Relations, Interreligious Dialogue, Islam, Catholic Church, Serbian Orthodox Church 

Özet

Yüzölçümü ve nüfusu bakımından Avrupa’nın küçük bir ülkesi olan Kosova, farklı dinlerin ve dinî grupların bir arada yaşadığı çok dinli bir ülkedir. Roma döneminde Hıristiyanların, Bizans döneminde Ortodoksların, Osmanlı döneminde ve günümüzde Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkede, Ortodoks, Katolik ve Protestan Kiliseler, Yahudiler ve birtakım yeni dinî hareketler varlıklarını ve etkinliklerini devam ettirmektedir. Bu makale, Kosova’da Hıristiyanlığın tarihçesine kısaca değindikten sonra, geçmişte ve günümüzde Müslümanların Katolik, Ortodoks ve Protestanlarla ilişkilerine dair bilgiler sunmaktadır. Makalede ayrıca Müslüman-Hıristiyan ilişkileri konusunda yaşanan olumlu ve olumsuz gelişmelerin nedenleri değerlendirilmekte ve bu ilişkilerin geleceğine dair gözlem ve tespitlere yer verilmektedir. 
Anahtar Kelimeler: Kosova, Müslüman-Hıristiyan İlişkileri, Dinlerarası Diyalog, İslâm, Katolik Kilisesi, Sırp Ortodoks Kilisesi

Share:

Fatma Seda Şengül & Muhammet Tarakçı - Yahudilikte Aslî Günah Eleştirisi: Hasday Crescas Örneği (2016)

İslami İlimler Dergisi, Aralık 2016, c. 11, sy. 2


Öz

Hıristiyan inancına göre, Âdem’in Aden Bahçesi’nde işlemiş olduğu günah, bütün insanoğluna tesir etmiştir. İnsan ve Tanrı arasındaki ilişkiyi zedeleyen böylesi büyük bir günahın kefaretinin hem ilahî hem de beşeri yönü olan bir bedele ihtiyaç duyduğuna inanılmaktadır. Gereken bedel Tanrı oğlunun, ilahî plan gereği, İsa Mesih’in bedenine girerek (enkarnasyon) yeryüzüne gelmesi ve kendini kurban etmesiyle ödenmiştir. Yahudiler Âdem’in günahının tesirlerini kabul etmekle birlikte, Hıristiyanlıktaki şekliyle bu günahın bütün insanlara sirayet etmiş olması ve Tanrı’nın insan bedenine girerek insanlığı bu günahtan kurtarmış olması düşüncesini reddetmektedirler. Bu nedenle Yahudilerin Hıristiyanlara yazdığı reddiyelerde Teslis’ten sonra sıklıkla ele alınan konulardan biri de Hıristiyanların aslî günah öğretisine yönelik eleştirilerdir. Bu çalışmada, Yahudilikte Âdem’in günahının nasıl algılandığı ve Hıristiyanlıktaki aslî günah öğretisi kısaca verildikten sonra Yahudi cemaat önderi Hasday Crescas’ın (ö. 1410) reddiyesinde aslî günaha getirilen eleştiriler değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Âdem, Aden Bahçesi, Günah, Aslî Günah, Yahudi-Hıristiyan Polemiği, Reddiye, Hasday Crescas.

Abstract

Christianity teaches that the sin which Adam committed at the Garden of Eden has affected all human beings. Damaging the perfect relations between God and human, this cardinal sin is supposed to be expiated by a compensation which contains both the divine and the human aspects. The required compensation is paid by the way that the Son of God, attuned to the divine plan, was made flesh (incarnation), dwelt on this word and sacrificed himself. Although the Jews admit that the sin of Adam has some effects, they reject the idea that this sin spreads all human beings, and the God saves the humanity from this sin by becoming a man. Thus, the criticism of the doctrine of the original sin, after that of trinity, has an important place in Jewish Anti-Christian polemics. After briefly summarizing the Jewish perspective on the sin of Adam, and the Christian teaching of original sin, this article deal with the criticism of the doctrine of the original sin raised by Hasday Crescas (d. 1410), a famous Jewish thinker and leader.
Keywords: Adam, Garden of Eden, Sin, Original Sin, Jewish-Christian Polemics, Refutation, Hasdai Crescas.
Share:

Fransisken ve Dominiken Tarikatları

Felsefe Ansiklopedisi, (ed. Ahmet Cevizci), Ankara: Ebabil Yayıncılık, 2009, c. 6, s. 829-833. 



Fransisken Ve Dominiken Tarikatları, geçimlerini halkın verdiği sadakalarla sağlayan Hristiyan gezgin dilenci vaiz tarikatlarıdır.
Share:

W. Montgomery Watt & Muhammet Tarakçı (çev.) - Biruni ve İslam Dışı Dinlerle İlgili Çalışmaları

Milel ve Nihal, 2013, c. 10, sy. 3, s. 249-257.

Pdf (Tam Metin)


Share:

Vahiy (Diğer Dinlerde)



Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), yıl: 2012, cilt: 42,  s. 443-447.


Share:

Iskandar ibn Ahmad's epistle in refutation of Christians (2012)

Abstract

http://dx.doi.org/10.12730/13091719.2012.31.50

This paper introduces the short epistle written by Iskandar ibn Aḥmad as an anti-Christian polemic. Iskandar identifies himself as "a philosopher from Trabzon," a city in the north-east of modern Turkey. No information about him is available other than this detail. The author of the polemic attempts to confute the basic Christian idea that Jesus Christ is God using biblical verses. As he refers to biblical verses accurately and in Greek (transliterated into the Arabic alphabet), one can be sure that he is very familiar with the New Testament. In addition to the biblical verses, he also uses logical arguments and Qurʾānic verses to show that Jesus Christ is only a human being. This paper starts with a brief history of Muslim anti-Christian apologetics and polemics in the Ottoman Empire and succinct information about Iskandar ibn Aḥmad's epistle. Then, the paper provides the English translation and Arabic text of the epistle. Because the epistle is a unique copy, it is not possible for us to illustrate the differences among copies of the text. However, the footnotes provide biblical and Qurʾānic references, transliteration of the Greek biblical verses, and the author's mistakes in the usage of Arabic languages.
Keywords: Anti-Christian polemics, Muslim apology, Iskandar ibn Aḥmad, divinity of Jesus, humanity of Jesus

Share:

Protestanlıkta Sakramentler

İbadetler ve dinî uygulamalar dinlerin pratik boyutunu oluşturur. Hıristiyanlık söz konusu olduğunda, sakramentler en önemli dinî pratikler olarak karşıma çıkmaktadır. Katolikler ve Ortodokslar yedi sakrament kabul ederken, Protestanlar sadece vaftiz ve evharistiyayı sakrament olarak görmektedirler. Bu kitapta vaftiz ve evharistiyanın yanı sıra, Protestanlarca sözde sakramentler şeklinde adlandırılan diğer beş uygulama (konfirmasyon, günah itirafı, yağlama, rahip takdisi ve nikâh) tarafsız bir gözle incelenmektedir. Bahsi geçen her bir uygulamanın anlamı, önemi ve tarihî gelişimi verildikten sonra, Protestanlar ve Katolikler arasındaki görüş farklılıklarına yer verilmektedir. Ayrıca, sakramentler konusunda Protestan yazarların birbirlerine yönelttikleri eleştiriler de konu edinilmektedir. Son olarak, Katoliklerin ve Ortodoksların sakrament kabul ettiği beş uygulamayı Protestanların reddetme gerekçeleri açıklanmaktadır.
Emin Yayınları,
Bursa 2012,
296 sayfa,
ISBN: 9786054487059
Share:

Hıristiyanlıkta Logos Doktrini (2011)



Milel ve Nihal, 8 (1), 2011, s. 201-224.

Özet

Logos doktrini, Herakleitos, Platon, Stoacılar, Philo ve Yahudi felsefesinde ele alınıp tartışıldıktan sonra, Yuhanna İncili vasıtasıyla Hıristiyan teolojisi ve felsefesine de nüfuz etmiştir. Bu makale, Logos doktrininin tarihi gelişimini kısa bir ön bilgi olarak verdikten sonra, Yeni Ahit’te âlem yaratılmadan önce var oldukları kabul edilen varlıklar (ezelî Mesih, Ruh, Logos) hakkındaki görüşleri ele almaktadır. Makalede ayrıca ilk dönem Hıristiyan yazarların Logos doktrini hakkındaki farklı görüşleri, teslis doktriniyle bağlantılı bir şekilde tasnif edilerek verilmektedir. Sonuç kısmında bulgular kısa bir özet halinde sunulmakta ve Logos doktrini ekseninde Hıristiyanlıkta felsefe-teoloji ilişkileri hakkında değerlendirmeler yapılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Logos, Tanrı Oğlu, Yuhanna İncili, Kutsal Ruh, teslis

Share:

Tahrif

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (DİA), yıl: 2010, cilt: 39, s. 422-424.

Pdf (Tam Metin)
Share:

Süleyman Sayar (ed.) & Muhammet Tarakçı (ed.) - İbn Hazm (2010)


Bursa Müftülüğü ve Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi'nin organize ettiği ve 26-28 Ekim 2007 tarihlerinde Bursa'da gerçekleştirilen Uluslararası Katılımlı İbn Hazm Sempozyumu'nun bildiri ve müzakere metinlerine aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Kitabın ilk basımını gerçekleştiren ve bu baskıya ait kitapların bitmesinin ardından e-kitap olarak ücretsiz dağıtılmasına izin veren Ensar Neşriyat'a teşekkür ederiz.

Editörler: Süleyman SAYAR & Muhammet TARAKÇI
880 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 16 x 24 cm
İstanbul, 2010, 1. Basım
ISBN : 9786055623456

Share:

Kalvinizm’de Kader Anlayışı (2010)


Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2010, c. 19, sy. 2, s. 93-119.


“Tanrı önceden bildiği kişileri Oğlu'nun benzerliğine dönüştürmek üzere önceden belirledi…
Tanrı önceden belirlediği kişileri çağırdı, çağırdıklarını akladı.”[1]

Özet

Bu makalede Hıristiyanlıkta kader anlayışıyla ilgili üç temel soruya cevap bulunmaya çalışılmaktadır. İlk olarak seçilmişliğin mahiyeti ele alınacak ve “Tanrı ezelde sadece seçilmişleri mi, yoksa seçilmişlerin yanı sıra lanetlileri de belirlemiş midir?” sorusuna Kalvinizm’in verdiği cevap açıklanacaktır. İkinci olarak, seçilmişliğin iman ve iyi davranışlarla ilişkisi üzerinde durulacak ve insanların dünyadaki iyi veya kötü davranışların ezeldeki ilahî seçimde bir etkisinin olup olmayacağı tartışılacaktır. Son olarak, “Kurtuluştan mahrum bırakılan lanetlilerin ezelde belirlendiği kabul edilirse, bu kişilere karşı bir haksızlık yapılmış olur mu?” sorusuna cevap aranacaktır.
Share:

Nestorius ve Kristolojisi (2010)


Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2010, c. 19, sy. 1, s. 215-241.


“Başka hiçbir heretiğe Nestorius kadar haksızlık yapılmamıştır.”[1]

Özet

İstanbul patriği iken İsa Mesih’te iki şahıs bulunduğuna inandığı için Birinci Efes Konsili’nde aforoz edilen Nestorius, onbeş asır boyunca kendisine izafe edilen bu görüşle anıldı. Aforoz edilen pek çok heretik gibi onun da eserleri yakıldığı için, görüşleri muhaliflerinin eserlerinden öğrenildi. 1889 yılında eserinin Süryanice yazma bir çevirisi bulununca onun görüşlerini yeniden değerlendirme imkânı ortaya çıkmış oldu. Bu makalede, Nestorius’u aforoz edilmeye götüren tarihî süreç hakkında bilgi verildikten sonra, bizzat Nestorius’un eserine başvurularak onun İsa Mesih ile ilgili görüşleri belirlenmeye ve edinilen bilgiler ışığında kilisenin oluşturduğu onbeş asırlık Nestorius imajı değerlendirilmeye çalışılacaktır.

Share:

Origen ve Alegorik Kitab-ı Mukaddes Yorumu (2010)


Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2010, c. 19, sy. 1, s. 183-213.

Özet

Greklerden itibaren kutsal metinlere uygulanan bir yorumlama yöntemi olan alegori, Philo ile birlikte ilk kez yahudi kutsal metinlerinin anlaşılmasında kullanılmıştır. Hıristiyan yorumcular arasında ise alegorik yöntemin zirve isminin Origen olduğu kabul edilir. Bu makale, alegorik yöntemin Origen’e kadarki tarihî gelişimini özetleyen bir girişin ardından, Origen’in alegorik Kitab-ı Mukaddes yorumunu örnekleriyle ortaya koymayı amaçlamaktadır. İlk dönem kilise tarihinde, başta Mopsuestialı Theodore olmak üzere Antakya ilahiyat okulunun temsilcileri alegorik yönteme karşı eleştiriler yöneltmişler ve Kitab-ı Mukaddes’i kelimelerin lafzî manalarıyla yorumlamak gerektiğini savunmuşlardır. Makale bu bağlamda bilhassa Mopsuestialı Theodore’un Origen’e yönelik eleştirilerine de yer vermektedir.
Share:

Arthur Jeffery & Muhammet Tarakçı (çev.) - Bîrûnî’nin Karşılaştırmalı Dinler Tarihine Katkısı (2010)

Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2010, c. 19, sy. 2, s. 315-352.
Makale (Pdf tam metin)

Bîrûnî’nin Karşılaştırmalı Dinler Tarihine Katkısı*


Prof. Dr. Arthur Jeffery
Çev. Muhammet TARAKCI**

Bîrûnî’nin daha somut bilimsel disiplinlere yaptığı katkıların önemi, onun, kendi döneminde ve belki de benimsediği dinin tarihinde karşılaştırmalı dinler tarihi çalışmalarına yaptığı katkılar bakımından sahip olduğu eşsiz yerin göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Onun dayanabileceği iyi bir geleneğe sahip olduğu doğrudur. Eğer karşılaştırmalı dinler tarihi; karşılaştırmalı anatomi veya karşılaştırmalı filolojide kullanılan bilimsel yöntemlerin aynısıyla, yani, dinin öneminin daha iyi anlaşılması için değişik dinî toplulukların inanç ve uygulamalarıyla ilgili verilerin toplanması, düzenlenmesi, tasnif edilmesi ve başka verilerle karşılaştırılması suretiyle dini incelemek anlamına geliyorsa, bu çalışma disiplini, Bîrûnî’nin hayatını adadığı eserle aynı alanda zaten uzun bir tarihî geçmişe sahipti.
Share:

Ahmet Güç & Muhammet Tarakçı - Defending Christianity against the Challenges of Islam: A Critical Evaluation of Aquinas' Apologetics (2009)


Islamic Quarterly, 2009, vol. 53, no. 1, pp. 185-202.

Abstract

This article aims to achieve three goals. Firstly, having analyzed Aquinas’ Summa Contra Gentiles (SCG) and Reasons for the Faith against Muslim Objections, and the available Aquinas literature on Islam-Christian relations it argues that his knowledge about Islam is limited and not based upon primary sources. Secondly, it has long been accepted that St. Thomas Aquinas wrote Summa Contra Gentiles against Islam and Muslims and had a missionary purpose. However, it is our contention that Aquinas leveled his criticism against some of the views of the several leading philosophers in the Muslim world and not towards Islamic theology as whole. Finally, as is well known, Aquinas divided theological matters into two categories as those that can be explained with the natural reason such as God’s existence, creation, and etc, and those that exceed the natural reason such as trinity, incarnation, sacrament etc. The matters which fall in the former category do not conflict with Islam, and those that exceed the natural reason, according to Aquinas, can only be explained through the Bible. Because the Bible is not binding in the eyes of the Muslims, Aquinas’ arguments and explanations on these matters seem to fall short in convincing the Muslims.
Key Words: Aquinas, Islam, Christianity, Apology, Apologetics, History of Religions

Share:

St. Thomas Aquinas ve İslam (2007)


Marife, c. 6, sy. 3, 2007, s. 207-216

Özet
St. Thomas Aquinas, hem Summa Contra Gentiles (Kâfirlere Karşı) hem de Reasons for the Faith Against Muslim Objections adlı eserinde Hıristiyanlığı savun­maya ve aklîleştirmeye çalışır. Her iki eserin de öncelikle İslâm'a ve Müslümanlara karşı yazıldığı kabul edilir. Bu makale, ilk olarak, Aquinas'ın İslâm'ı bilip bilmediğini tartışmakta; ardından da, söz konusu iki eser bağlamında, Aquinas'ın apolojisini ve bu apolojinin Müslümanlara karşı yazılan/yazılacak Hıristiyan apolojiler için bir mo­del olup olamayacağını sorgulamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Aquinas, İslâm, Hıristiyanlık, Apoloji, Dinler Tarihi.
Share:

TÜRKİYE'DE DİNLER TARİHİ ÇALIŞMALARI

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *

Translate

En Çok Okunanlar

ZAMAN GEZGİNİ