Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı

  • MECRA ATIF SİSTEMİ

    Makaleler ve kitaplar için atıf sistemi

  • MECRA ŞABLONU

    Zotero ve Mendeley programlarında kullanılmak üzere hazırlanmış Mecra şablonunu indirmek için tıklayınız.

Hindistan'da Dinler

Yeni bir PEW Araştırma Merkezi raporu Hindistan'ın dini yapısının oldukça istikrarlı olduğunu gösteriyor: Hindular Hindistan nüfusunun %79,8'ini, Müslümanlar %14,2'sini oluşturuyor. Hıristiyanlar, Sihler, Budistler ve Caynistler kalan %6'nın çoğunu oluşturuyor. Bölünme sonrası ilk nüfus sayımının yapıldığı 1951 ile ülkenin en son nüfus sayımının yapıldığı 2011 arasındaki altmış yılda, Hindistan'daki Müslümanların payı yaklaşık yüzde 4 oranında artarken Hinduların payı yüzde 4 azaldı. Diğer büyük dini gruplar nispeten sabit kaldı ve Hindistan'ın genel nüfusu arttıkça tüm grupların toplam sayısı arttı.




Kaynak (PEW):


Share:

Anglikan Kilisesi'nde Kiliseye Devam Oranları

"İngiltere'de kiliseye katılım son yıllarda düşüyor. 1970 yılında kilisenin kendi rakamlarına göre, her Pazar 1.5 milyon kişi ayine gidiyordu; 2010'da ise sadece 800.000 kişi. Üstelik Kilise ayinlerine katılım düşmeye devam ediyor.. "Temel katılım ölçütleri" 2009-2019 arasında %15-20 oranında düştü. Ayrıca, ayinlere katılanlar da yaşlanıyor. Anglikan Kilisesi'nin kendisinin de belirttiği gibi, "80 yaşındaki bir kişinin kilisede olma olasılığı 20 yaşındaki birine göre sekiz kat daha fazladır!"


Alıntı:
"Go Forth and Multiply More", The Economist, 11.09.2021, s. 24, https://www.proquest.com/magazines/go-forth-multiply-more/docview/2571485374/se-2?accountid=17219.
Share:

ABD Başkanının Ermeni Soykırımı İfadesi Üzerine

 Durumunuza, siyasi pozisyonunuza, dininize veya ırkınıza göre, Türklerle ilgili lehte ve aleyhte pek çok cümle kurabilirsiniz. Ama biliniz ki, şu dünyada yan yana gelmeyecek iki kelime varsa, bunlar "Türk" ve "soykırım" kelimeleridir.

Share:

Tarihçiler Üzerine İki Kitap

Bir müddettir şu kitapları yazayım istiyorum:
1) Misyoner Tarihçiler
2) İntihalci Tarihçiler.
Ya da ikisini birleştirip 
Destursuz Bağa Giren Tarihçiler de olabilir.
Sonra durup düşünüyor ve kendi kendime diyorum ki:
Bir ilahiyatçının tarihçileri değerlendirip yargılaması ne kadar doğru olur!? Sen bir akademisyensin. Branşlar arasındaki ayırımı en iyi senin bilmen gerekir. İlahiyat ve dinler tarihi alanında yazabileceğin onca konu varken, tarih alanında yazmak ne büyük bir hadsizlik olur, düşünmez misin? İnsanın haddini bilmesi gerekmez mi? 
Sonra biri çıkıp şöyle dese, hiç de haksız sayılmaz: "Profesör olmuşsun ama adam olamamışsın."
İşte böyle düşünüp tarihçiler hakkında yazmaktan vazgeçiyor ve bu işi tarihçilere bırakıyorum.
Haddini hududunu bilmekten daha yüce bir erdem var mı acaba!
Share:

Düşün Artık Yakamızdan!

Marjinaller,
Uydurukçular, üfürükçüler, hurafeciler,
Usûl-üslub bilmezler, âdâbı unutup edepsizliği, saygısızlığı, şarlatanlığı ve tetikçiliği mahâret bilenler,
Tırnağı bile olamayacağımız İslam büyüklerine hakaret ederek varlık göstermeye çalışanlar,
Eleştiri ile hakâreti tefrîk edemeyen bilgiçler...
Düşün artık yakamızdan.
Sizinle anılmaktan, sizi taşımak zorunda kalmaktan  yorulduk.
Enerjimizi ve hatta tâkâtımızı tükettiğiniz yeter.
Yeter artık.
Share:

Çin ve Koronavirüs

Çin ve Koronavirüs
1) Hastalık Çin'den çıktı ve hastalığa en hazırlıksız yakalanan ülke Çin.
2) Dünyanın en kalabalık ülkesi Çin. Mesafe ve muhtemelen hijyen konusunda ne kadar iyi olabilirler?
Buna rağmen Çin'de ölen sayısı 4600'lerde, Hindistan'da 38 bin, ABD'de 157 bin.
Bazı uzmanlar bu durumu Çin'in aldığı tedbirlere bağlayabilirler.
Bence bu hastalığı laboratuvar ortamında Çin üretti, bir sızıntıyla vakitsizce insanlara bulaştı ve en önemlisi Çin korona aşısına da sahip. Ancak hastalığı üretip dünyanın başına musallat etmiş olma imajından korktukları için aşıyı ilan etmiyor ama kendi ülkesinde bir şekilde bu aşıyı kullanıyor.
Hastalığın ne kadar kolay ve hızlı yayıldığı düşünülürse, Çin'deki korona vaka ve ölüm sayısının bu kadar düşük seyretmesinin başka bir anlamı olamaz.
Share:

İlk Günah

Eskiden kendini hakîr, sağîr ve günahkâr, ağyârı ise fâzıl ve hürmetli görmek erdemdi.
Şimdilerde kendinden başka herkesi günahkâr, sapkın ve bâtıl görmek moda oldu.
Sahi işlenen ilk günah ve dahi ikincisi neydi? 
Müstakim olmakla kibirli olmak hiç yan yana gelebilir mi?
Share:

Ayasofya'nın İbadete Açılması

Dün bir caminin açılışından ziyade, kim bilir belki de bir dönemin kapanışına şahit olduk tıpkı Ayasofya'nın ilk açılışında olduğu gibi.
Share:

Oksident 2/1 (2020)

Türkiye'de yapılan Yahudilik, Hıristiyanlık ve Batı çalışmalarına yer veren Oksident dergimizin yeni sayısı yayımlandı.
Hayırlı ve devamlı olması dileğiyle...

https://dergipark.org.tr/tr/pub/oksident

Araştırma Makaleleri

Hıristiyanlığın İlk Dönemlerinde Milenyalizm Meselesi / Sayfalar : 1-25
Büşra ELMAS

Evanjelik Hareketin ABD Siyaset Kurumundan Dinî Talepleri Üzerine Bir İnceleme / Sayfalar : 27-58
Dr. Hakan YILMAZ

Hıristiyanlık Söz Gücüyle mi Kılıçla mı Yayıldı? Ahmed Midhat Efendi - Misyoner Henry Otis Dwight Tartışması / Sayfalar : 59-89
Kübra CENGİZ

Tercümeler
19. Yüzyıl Aşkenaz Yahudilerinin Monoteist Reformu İçin Bir Model Olarak Hz. Muhammed / Sayfalar : 93-122
Prof. Dr. John TOLAN
Share:

Pençe Harekatı

Pençesine kuvvet olsun Mehmetçiğin,
Kesilsin sesi ebediyen hâinlerin.
Amin, amin, amin yâ Rabbe'l-âlemîn.
Share:

Böyle Buyurdu Meryem

Bu yazı 15.06.2020 tarihinde Düşünce Feneri'nde yayımlanmıştır.


8 yaşında mıydı, yoksa 9 mu? Tam hatırlayamıyordu. Ama her halükarda 1980’nin 12 Eylül darbesinden sonra olmalıydı. Bir sabah uyandığında anne babasına ve büyük kardeşlerine o gece gördüğü bir rüyasını anlatmıştı. Rüyasında Hz. Meryem’e ait olduğunu anladığı bir ses duymuştu. Ses karanlık içinden geliyordu ve sesin kaynağına dair hiçbir görüntü yoktu. “Bu benim oğlumdur.” diyordu ses, karanlıkta tam belli olmayan bir silüete işaret ederek. “Bu benim oğlumdur. Ona çok zulmediyorlar. Oğluma zulmetmesinler.”

Sonraki uzun yıllar boyunca bu rüyayı bir daha anmayacaktı. Bu sebeple, ilahiyat eğitiminin ardından dinler tarihi alanına yönelmesinde bu rüyanın bilinçaltında etkili olup olmadığını da tam olarak bilemiyordu. Ama çalışmalarını Hıristiyanlık alanına yönelttikten sonra, şu iki soru mütemadiyen zihnini meşgul edecekti: Hz. İsa’ya zulmedenler kimlerdi? Hz. Meryem kimlerden şikâyet etmişti?

Bu sorunun cevabında akla ilk gelenler şüphesiz Yahudilerdi. Tebliği esnasında Hz. İsa’ya inanmadıkları gibi, ondan kurtulmak için planlar kuran ve idamı istemiyle Roma valisine müracaatta bulunanlar da onlardı. Yahudilerin şikâyeti sonucu Hz. İsa yargılanmış ve hem Yahudilerin hem de Hıristiyanların ortaklaşa benimsedikleri inanca göre çarmıha gerilmiş ve çarmıhta can vermişti. Bu sebeple Hıristiyanlar, asırlar boyunca Yahudileri, Rab olarak kabul ettikleri İsa’yı öldürmekle, başka bir deyişle “Tanrı kâtili” olmakla suçlamışlardı.

Hıristiyanlar açısından bakıldığında, belki de Hz. İsa’ya en çok zulmedenler Müslümanlardı. Başta Kudüs ve İstanbul olmak üzere, eskiden Hıristiyanlara ait olan pek çok şehir ve bölgeyi ele geçiren Müslümanlar, Hıristiyanların tarih boyunca en amansız rakipleri ve düşmanları olmuşlardı. Fethettikleri bölgelerde çok sayıda Hıristiyanın İslam’a girmesinden de yine Müslümanlar sorumluydu. Bu da onları, Hıristiyanların gözünde, Hz. İsa’ya ve onun takipçilerine zulmetme konusunda baş şüpheli durumuna getiriyordu.

Hz. Meryem, gerçekten Yahudilerden ve Müslümanlardan mı şikâyetçiydi? Yoksa başka bir hakikati mi haykırıyordu?

Hıristiyanlık üzerine araştırma yapan basiret sahibi çoğu araştırmacının tespit edebileceği gibi, aslında Meryem oğlu İsa’ya zulmedenler, onun takipçisi olduğunu söyleyen Hıristiyanlardan başkası değildir.

İlk bakışta paradoks olarak görülebilecek bu iddia, yakından ve derinlikli bakıldığında bir hakikat olarak kendisini gösterir. Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Davud ve Hz. Süleyman’ın peşinden gelen ve izinden yürüyen bir peygamber olarak Hz. İsa, tek tanrı inancını tebliğ etmiş ve din konusunda kendi çağında ortaya çıkmış veya yaygınlık kazanmış yanlış uygulamaları tashih etmeye çalışmıştı. Ne var ki, bu dünyadan ayrılmasından çok kısa bir sonra, belki bir asır bile geçmeden, onun tevhid inancı tahrif edilerek, Hz. İsa tanrılaştırılmıştı. Dinler tarihi açısından bakıldığında Hz. İsa’nın tanrılaştırılmasına benzer bir örnek olarak Buda’nın durumunu görebiliriz. Ama Buda’nın tanrılaştırılması bile asırlar sürecek gelişmelerin ardından gerçekleşmişir. Kendisini bir peygamber ve insanoğlu olarak tanıtan Hz. İsa’nın tanrılaştırılması, aslında Hz. İsa’nın tüm tebliğ faaliyetinin boşa gitmesi veya tersyüz edilmesi anlamına geliyordu. Hıristiyan inancına göre, Yahudiler Hz. İsa’nın bedenini çarmıha germişlerdi. İdam veya şehit edilen nice kişinin öğretisi ve hatırası uzun yüzyıllar yaşayabilir ve öğreti yaşadıkça öğreti sahibi de yaşıyor kabul edilebilir. Ama öğretisi yiten bir kişi gerçekten ölmüş demektir. Öğretisini tamamen değiştirerek Hz. İsa’nın manen çarmıha gerip ölümüne neden olanlar, onun adını devam ettirdiğini iddia edenler değil midir? İbadet gününü Cumartesiden Pazara değiştirenler, yetişkinleri vaftiz etmek yerine bebek vaftizini uygulamaya başlayanlar, hastalara şifa vermek için yapılan şifa yağlamasını, rahat ölüm için yapılan son yağlamaya dönüştürenler, sadece bir kez yapılması gereken günah itirafını çoğaltanlar, pek çok kez yapılabilecek olan yağlamayı, bir kez yapılabilir bir uygulamaya dönüştürenler, bekârlığı ve manastır hayatını icat edenler, endüljansı ve engizisyonu icat edenler, pek çok putperest uygulamasını Hıristiyanlık dinine ithal ederek, putperestleri Hıristiyanlaştırmaya çalışırken, Hıristiyanlığı putperestliğe yaklaştıranlar yine Hıristiyanlar, bilhassa Katolikler değil miydi?

Bu dünyadan ayrılmasından çok kısa bir süre sonra Hz. İsa’nın öğretileri büyük ölçüde tersyüz edildi. Bu açıdan bakıldığında, belki de onu, peygamberlerin en bahtsızı olarak bile adlandırabiliriz. Ve yine bu açıdan bakabilirsek, Hz. Meryem’in şikâyetini ve feryadını da belki duyup anlayabiliriz.
Share:

Nakilcilik Eleştirisi

Nakilcilik iyi bir şey değil, eyvallah. Ancak nakilcilik eleştirisi yapanların bir kısmının, oryantalistlerin görüşlerini hiç eleştirmeden mutlak doğru olarak aktarıp yaymaya çalışmaları nakilcilikten başka nedir?
Nakilcilik eleştireceksek, her türlüsünü söz konusu yapmak gerek.
Share:

Peygamber'e Selâm Olsun

"Sizin en hayırlınız hanımlarına en iyi davrananınızdır" diyerek erkekleri, cehennem konusunda daha dikkatli olmaları konusunda öncelikle (ama sadece değil) kadınları uyaran hikmet sahibi, iki cihan serveri ve yegane evrensel peygambere selam olsun.
Share:

Su Âb-ı Hayattır

Bilmezdim suyun âb-ı hayat olduğunu,
Tansiyon derdine düşmeden önce.
Bilmezdim suyun derde derman olduğunu,
Böbrek taşı düşürmeden önce.
Share:

TÜRKİYE'DE DİNLER TARİHİ ÇALIŞMALARI

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *

Translate

En Çok Okunanlar

ZAMAN GEZGİNİ