Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı

  • MECRA ATIF SİSTEMİ

    Makaleler ve kitaplar için atıf sistemi

  • MECRA ŞABLONU

    Zotero ve Mendeley programlarında kullanılmak üzere hazırlanmış Mecra şablonunu indirmek için tıklayınız.

Sinende Bu Kaplan Kini?

İnsan oldur ki âyîne-veş kalbi sâf ola
Sînende neyler âdem isen kîne-i peleng
Bâkî
---
Kalbi pâk olmalı insanın, temiz bir ayna gibi,
İnsanım dersin, ne arar sînende bu kaplan kini.
---
Âyîne-veş: ayna gibi
Kîne-i peleng: kaplan kini
Share:

Mağrur Olma

Saltanat tâcın giyen âlemde mağrûr olmasun
Nîce sultan kürkün almıştır beyim bâd-ı hazân
Bâkî
---
Saltanat tâcı giydim diye mağrur olma dünyada,
Güz rüzgarı beyim kaç sultanın kürkünü almada.
---
bâd-ı hazân: Sonbahar rüzgarı
Share:

Rahmet Denizi

Garkeder âlemleri bir katre âb-ı mağfiret
Var kıyâs et vüs'at-ı deryâ-yı rahmet neydiğün
Bâkî
---
Bir damla bağışlanma suyu kaplar tüm evreni
Var sen düşün rahmet denizinin genişliğini.
---
katre: damla
âb-ı mağfiret: bağışlanma suyu
vüs'at: genişlik
Share:

Ömür Bir Andır

Âkil oldur gelmeye dünya metâından gurûr
Müddet-i devr-i felek bir demdir âdem bir nefes
Bâkî
---
Akıllı olan dünya malına duymaz heves,
Dünyanın ömrü bir andır, insan da bir nefes.
Share:

Baş Eğme Alçağa!

Baş eğmeziz edânîye dünyâ-yı dûn içün
Allah'adır tevekkülümüz i'timâdımız
Bâkî
---
Baş eğme sakın fâni dünya için alçağa,
Tevekkül de itimat da sadece Allah'a.
---
edânî: alçaklar
dûn: aşağı
Share:

Belalara Sabretmek

Belâya merd olanlar sabreder, nâmerd sabretmez
Tamam olsa ıyârı, etmez altûna ziyan ateş.

HAYALÎ (Vardar Yeniceli Mehmed) (16. yüzyıl)

---

Namertler değil, mertler sabreder belaya,
Zarar vermez ateş, ayarı tam olan altına.
--
Mertler sabreder belaya, namertler etmez,
Ayarı tam'olan altına ateş zarar vermez.
Share:

Zâlim Zulmederken

Mazlûma zâlim eyler iken zulm ü gadr ü âl,
Kârında âsim olduğunu eylemez hayâl.
Ziya Paşa
---
Zâlim ederken mazlûma zulüm, ihanet ve hile,
Yaptığının günah olduğunu düşünmez bir kez bile.
Share:

Nerede Yanlış Yaptık? (1)


Övücüleri, meddahları, şakşakçıları veya yağcıları yanımızdan uzaklaştıracakken, onları yanımızda tutarak yanlış yaptık. Övgülerle nefsimizi hoş ettik; yanlışımızı bile bir maharet ve meziyet görmeye başladık. 
Halbuki, bizi övenlere toprak atmakla emrolunmuştuk. Şakşakçılar yanımıza yaklaşmaya cesaret edememeliydiler. Övülmenin cazibesine ve övünmenin hoyratlığına aldandık. 
...
"Övülmeyi sevmek, insanı kör ve sağır eder. Kusurlarını görmez olur. Doğru sözleri, verilen nasihati işitmez olur."
...
Her seviyede yönetim mevkiinde olanlarımıza bakınız. Dikkatle incelerseniz, çoğunun etrafında, kendilerini pohpohlayarak yer edinmiş kifayetsiz muhterisleri fark edebilirsiniz.
...
Öz: Övücülerin övgülerine aldananlar ve doğruyu söyleyenleri değil de meddahları yanlarında tutanlar, kendilerine kargaları kılavuz edinmişlerdir ve dahi onların da âkıbetleri meçhûl değildir.
Share:

Halil İbrahim Hançabay

Bir Araştırma Görevlisi Profili
Her gün fakültesinde. 
Fakültede odasında. 
Odasında çalışıyor. 

Vaktini boşa geçirmiyor. 

İyi bir akademisyen olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Çevresiyle uyumlu. Kendisinden şikayetçi olan yok.
Fakültenin işlerinden üzerine düşenleri yapma konusunda gayretli; ihmal etmiyor, savsaklamıyor.
Danışmanı ve anabilim dalındaki hocaları kendisinden memnun.
Doktorasını zamanında ve başarılı bir şekilde tamamlamış.
Doğal olarak danışmanı ve diğer hocaların, öğretim üyesi olarak fakülteye kazandırılması konusunda fikir birliği yaptığı idealist bir genç.
Çalıştığı anabilim dalında hocalar haftada 35 saat derse giriyorlar. Bu genç doktorun öğretim üyesi olarak alınması, hocaların yükünü de hafifletecek. Başka bir deyişle, fakültenin de kendisine acilen ihtiyacı var.
---
Böyle bir akademisyenden bahsediyoruz. Anabilim dalının teklifi, dekanlık ve rektörlüğün onayıyla ismi kadro tahsisi için YÖK'e gitmiş.
YÖK'teki beyefendi bu genç arkadaşımızın üstünü çizmiş. Arkadaşımız şimdi odasını topluyor.
---
Sormazlar mı?
Sahip olduğumuz araştırma görevlileri arasında muhtemelen en iyisinin akademik yaşamını bitiren bu karar, ülkenin menfaatine midir? Üniversiteyi istikbal vadeden bir akademisyenden mahrum bırakmak, vatana hizmet olarak görülebilir mi? Gelecek vadeden genç bir akademisyeni ideallerinden, geleceğinden, ekmeğinden ve ortamından mahrum bırakmak iyi niyetli bir yaklaşım mıdır?
---
Bu başarı hikayesini cezalandırma yoluna giden Beyefendi'ye; bu kararı alan kişiye, kadrosu bizde olmadığı halde oda tahsisi yapan üniversite yönetimine ne demeli, bilemiyorum.
---
“Mazlumun zâlimden öcünü alacağı gün, şüphesiz zâlimin zulmettiği günden daha çetin olacaktır... ” Hz. Ali (r.a.)
Share:

Şaka Gibi 1

Çelişkilerin ve ironilerin bol olduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Rahmetli Erbakan'ın iktidarda olduğu bir dönemde İmam-Hatiplerin orta kısımlarının kapatılmasına çalışılmıştı.
MHP'nin iktidarda olduğu bir dönemde Apo'nun idamı beklemeye alınmıştı.
Şimdi de, muhafazakar bir yönetimin idaresindeki Uludağ Üniversitesi'nde, ilahiyat fakültesinin akademik ilerlemesini tamamlamış iki doçentinin profesörlüğe atanamıyor olması ve doktorasını bitirmiş iki başarılı ve fakülte olarak kaybetmeyi asla istemeyeceğimiz araştırma görevlisinin ilişiğinin kesiliyor olması ne kadar ironik değil mi? Yaklaşık yirmi yıldır çalıştığım bu üniversitede şimdiye kadar kaç üst yönetim gördük, ama ilahiyat fakültesinde böyle bir şeyle ilk kez karşılıyoruz. Bu ironik ve trajik tablo eminim sizi de üzmüştür sayın rektörüm Yusuf Ulcay ve sayın genel sekreterim Ismail Sağlam!
İnsanın şaka diyesi geliyor, ama beri tarafta işsiz ve maaşsız kalan bir meslektaşımız olunca dili varmıyor işte.
Share:

Şaka Gibi 2

Sendikamız, üyesi işten atılınca, üyesini arayıp sormuyor da, aylar sonra, güç bela yeni bir işe girdikten sonra arıyor.
İyi gün dostu sanki. Sizce de şaka gibi değil mi?
Share:

Şaka Gibi 3


Beyefendi Yök yürütme kurulu üyesi. İlahiyatlardan da sorumlu. Zamanında fakültemizde de çalışmışlığı var. Bu fakültenin ekmeğini yemiş biri yani.
Bizim fakültemizden beş kişinin akademik ilerlemesi ve ataması için dosya önüne geliyor. Beş kişiden dördünün dosyasını reddediyor, birini kabul ediyor. 28 Şubat sürecinde bile bu fakültenin yök'te böyle bir dosya reddi olmamışken, yök'te ilahiyatlardan sorumlu ve fakültemizde daha önce çalışmış bu beyefendi, beş kişiden dördünün atama onayını vermiyor.
Dahası, karar çıkalı belki bir hafta geçmeden, fakültemizde ismine bir oda tahsis ediliyor ve beyefendi de sanki hiçbir zararı dokunmamış gibi bu odaya kuruluyor.
Pişkinliğin bu kadarı, şaka gibi, değil mi?
Fakülte yönetim kuruluna bile sormadan, fakültemizde kadrosu bulunmayan birine oda tahsisini yapan üniversite üst yönetimine ne demeli? Muhafazakardır, deyip susalım mı?
Share:

Şaka Gibi 4


Yök'e profesörlük için ismi giden üç hocamız var. Birinin onayı geliyor; ikisinin gelmiyor. 
Üç hocanın da sicilinde bir suç unsurunun veya olumsuz bir notun olduğunu sanmıyorum. 
Somut gerçekler şunlar: 
Profesörlük onayı gelen hocanın anabilim dalında 2 profesör var. Zorunlu ders saati 2 kredi. 
Profesörlüğü reddedilen hocanın anabilim dalında 1 profesör var. Zorunlu dersleri belki 10 kredinin üstünde. 
İki kredili bir derste, acil ihtiyaç olmadığı halde, 3. profesöre onay veren Yök, 10 kredilik derste ikinci profesöre onay vermiyor. 
Gerçekten şaka gibi!
Share:

Kenan Elinde İbrahim

Cana vursun bıçağı İbrahim gibi, ağyara değil.
Nefsin köle etmeye çalışsın insan, âlemi değil.
Rab edinir nefsini, ağyara cevr ü cefa ederse,
Zâlim anılır "Kenan" ilinde, artık İbrahim değil.

Share:

TÜRKİYE'DE DİNLER TARİHİ ÇALIŞMALARI

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *

Translate

En Çok Okunanlar

ZAMAN GEZGİNİ