Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı

  • MECRA ATIF SİSTEMİ

    Makaleler ve kitaplar için atıf sistemi

  • MECRA ŞABLONU

    Zotero ve Mendeley programlarında kullanılmak üzere hazırlanmış Mecra şablonunu indirmek için tıklayınız.

Şarkıyatçı & Garbıyatçı (2)

İstisnaları dışarıda tutulursa, şarkıyatçı şu veya bu şekilde sömürgecilikle ilişki kurmuş kişidir. Bazen devleti adına çalışan bir ajan olmuştur, bazen teorisyen. Ya masa başında ya da sahada sömürgecilerin işini kolaylaştıran bir araştırmacıdır o. İlim sadece ilim için değil, devleti ve devletinin siyasî/emperyal idealleri uğruna icra edilen bir uğraştır onun gözünde.

Buna mukabil, garbiyatçıyı sömürgecilikle ilişkilendirecek herhangi bir bağ yoktur. Şarkın ne zayıf ve edildgen olduğu günümüzde, ne de güçlü ve hâkim olduğu geçmiş dönemlerinde, “öteki”ni araştıran bir Şarklının veya daha özelde Müslümanın ajandasına sömürgecilik yer almaz.

Dolayısıyla, emperyalizmle irtibatlı ve iltisaklı şarkıyatçı aslında doğru ve tam bir sunum peşinde değildir. Şarkıyatçıyı ilgilendiren, İslâm hakkında elde ettiği bilgilerin, sömürgecilik politikasında devletin veya misyonerlik faaliyetinde misyonerin işine yarayacak yönlerini bulup öne çıkarmaktır. Doğrudan ziyade, kendince faydalının peşinde koşan şarkıyatçının aradığı İslam değildir; İslam’ı doğru anlamak ve eksiksiz sunmak gibi bir derdi de yoktur aslında. İslâm’daki hakikat ifadelerini, insanlık için yüce değerleri değil, kendince kusur gördüğü şeyleri parlatır. Hz. Peygamber’in hayatından örnek alınacak kesitlerin değil, modern hayata ve batılı insana ters görünen hususların peşindedir. İslâm’da ittifak edilen konuları değil, ihtilafları önemser. Müslüman yöneticilerin gayr-i Müslimlerle ilgili binlerce âdil uygulamasını kısaca ve "büyük" bir lütufla (!) verdikten sonra, istisna kabul edilecek birkaç zulüm örneğini detaylıca anlatır.

Şarkıyatçının çalışmasını test etmenin basit bir yolu vardır. Aslında bu, dinler tarihinin en temel ve vaz geçemeyeceği ilkesidir. Kendi inancının dışındaki bir dini araştıran kişinin yaptığı çalışmayı, incelediği dinin mensupları ve âlimleri “Evet, bu benim dinimdir.” diyerek kabul ve tasdik ediyorlarsa, o çalışma doğru ve başarılıdır.

Kaç şarkıyatçı bu sınavdan başarıyla geçebilir!?
Share:

Şarkıyatçı & Garbıyatçı (1)

İslam'ı inceleyen bir Yahudi veya Hıristiyan, bu evrensel ve tek tanrıcı din karşısında "Neden Müslüman değilim?" sorusuyla yüzleşmek; hem kendini hem de okuyucusunu tatmin edici bir cevap bulmak zorundadır.

İslam son evrensel din olduğu için Hıristiyanlığı inceleyen Müslümanın böyle bir zorluğu yoktur. Bu nedenle, Şarkı bir imaj, kötü bir imaj oluşturmak için inceleyen bir şarkıyatçı gibi davranmaz Garbiyatçı/oksidentalist. Son dinin mümessili olmanın rahatlığı vardır garbiyatçıda.

Oryantalist "İslam hak din olamaz" ya da "Kur'an ilahî kelâm değildir" ön yargılarıyla başlar incelemesine. Bu önyargı onun çalışmasını baştan kusurlu hale getirir. Halbuki garbiyatçı önceki dinlerin hak dinler olduğu kabülüyle inceler konusunu.
Share:

Dünyanın En Büyük Havaalanı Türkiye'de Açıldı

Yeni havaalanımız İSTANBUL. Dosta gurur ve sürûr, düşmana kahır olasın İSTANBUL... 
***
En güzel 29 Ekim armağanı. Dünyanın en büyük havaalanı ülkemize hayırlı olsun. 2023 hedefine doğru giden yolda, bugün hayırlı bir dönüm noktası olacak inşallah. Ülkeye yaptığınız tüm diğer katkılanızın yanısıra, bugün için de teşekkürler cumhurbaşkanım 
@tcbestepe. Var olunuz.
Share:

Oksident: Yahudilik, Hıristiyanlık ve Batı Araştırmaları Dergisi

Dergi dünyasına yeni bir nefes, yeni bir heyecan: Oksident.

Oksident, yılda iki sayı çıkan hakemli ve elektronik bir dergidir. Dergide öncelikle Yahudilik, Hıristiyanlık ve Batı üzerine yazılmış makalelere yer verilir. Ayrıca Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler arasındaki ilişkilere ve polemiklere ilave olarak, İslam ve Türkiye üzerine yapılan oryantalist çalışmalara cevap mahiyetindeki yazılar da dergide yayımlanabilir. Sadece Türkiye’deki akademisyenlerden yazı kabul eden dergimizde makaleler Türkçe ve İngilizce dillerinde kaleme alınır.

Oksident, anlamayı ve ele aldığı konuyu doğru sunumu ilke edinen bir teşebbüstür. Şarkı Şarklılaştıran Şarkıyatçılığa bir tepki olarak, Garbı Garplaştırma, ötekileştirme ya da yanlış bir imaj oluşturma teşebbüsü değildir.

Konular:

Yahudiliğin tarihi, inançları, ibadetleri ve toplumsal boyutu hakkındaki çalışmalar. 
Hıristiyanlığın tarihi, inançları, ibadetleri ve toplumsal boyutu hakkındaki çalışmalar. 
Müslüman-Hıristiyan İlişkileri, Müslüman-Yahudi İlişkileri, Hıristiyan-Yahudi İlişkileri
Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler arasındaki polemikler 
Avrupa ve Amerika üzerine yapılan araştırmalar
Oryantalist çalışmaların değerlendirilmesi
Batıda din-toplum, din-siyaset ilişkisine ait çalışmalar
***
Oksident ilgli konularda makale kabulüne başlamıştır.

Share:

Kaşıkçı Bir Arbede Ölmüş imiş!

Kaşıkçı'nın ölüm nedeni arbedeymiş. Ne derbeder bir açıklama! Arbededeki ölüm iki hafta saklanır mı? Arbedeye karışanlar yakalanıp hemen polise teslim edilmez mi? Ceset derhal ailesine verilmez mi?

Bakın bakalım arbede açıklamasına kim sahip çıkacak? Kan kimin eline bulaşmış, kâtiller kim görürsünüz.
Share:

Müslümanların Bölünmüşlüğü ve "Nefret Suçları"

Üsküdar'daki "İman Sempozyumu"nda meydana gelen kabalık, kabadayılık ve rajon kesme türü hoyratlıkların ardından bir yıl önceki bir yazıyı bir kez daha hatırlatmak istedim.

Ayrıca hatırlatmak isterim ki, Müslümanlar arasındaki husumeti, bölünmeyi ve ihtilafı kim kaşıyor, sürekli gündemde tutuyor ve tansiyonu yükseltiyorsa, biliniz ki, o kişi veya zümre düşmanı sevindiriyor; hem ülkesine hem de dinine -hiç şüphesiz- ihanet ediyor. Bu ihanetinin belki farkında değil. Belki samimi dinî hissiyatı ve hasasiyetiyle böyle davranıyor. Şeytanın dindarlık kisvesi altında iş görebileceğine en iyi örnekler bunlar.

---

Yetkililere bir önerim ve çağrım var. Ülkemiz için, dinimiz için ve istikbalimiz için bu çağrım. 
"Nefret suçları" ile ilgili hukukî düzenlemeler derhal detaylı bir şekilde düzenlenmeli ve etkili bir şekilde işletilmelidir. Başkasına/Ötekine karşı nefret söylemi kullananlar, kim olursa olsun, derhal cezalandırılmalıdır. Müslüman gruplar ve cemaatler, başkalarının yanlışıyla uğraşmak ve ötekini yok etmeye çalışmak yerine, kendi doğrularını ortaya koyup yaymaya odaklanmalıdır.

Aksi halde, mevcut hizipleşme, klikleşme ve ötekileştirme eğilimi bizi bölünmeye doğru götürüyor ve istikbalimizi tehdit ediyor.

Devlette yetkili merciler "Nefret suçları" işleyenleri bulup gereğini yapsınlar.

Biz siviller, yani tüm Türk halkı da "nefret söylemi" içinde bulunan kim varsa, o kişi ve grupları bundan vazgeçmeye çağırmalıyız. Buna rağmen hâlâ bu söylemi devam edenlerle de zaman geçirmeden yolumuzu ayırmalıyız. Zira bölücünün yanında durmak onu teşvik etmek ve bu suça bir şekilde ortak olmak demektir.

Vesselâm, aziz dostum.
Share:

Kurav Kur'an Oturumları - Yusuf Suresi 21-35


Share:

Hıristiyanlıkta Vahiy ve Peygamberlik

Muhammet Tarakçı, "Hıristiyanlık'ta Vahiy ve Peygamberlik", Vahiy ve Peygamberlik, ed. Yusuf Şevki Yavuz, İstanbul: Kuramer Yayınları, 2018, ss. 77-175. 

Share:

Eski Kültürlerde ve Doğu Dinlerinde Vahiy ve Peygamberlik

Muhammet Tarakçı, "Eski Kültürlerde ve Doğu Dinlerinde Vahiy ve Peygamberlik", Vahiy ve Peygamberlik, ed. Yusuf Şevki Yavuz, İstanbul: Kuramer Yayınları, 2018, ss. 17-39. 

Share:

Hıristiyanlıkta Evlilik Üzerine Formüller

Hıristiyanlıkta papazlık ve evlilik ilişkisine dair birkaç formül not edeyim. 
Hıristiyan nüfusu ikiye ayırabiliriz: Ruhban (papaz ve keşişler) ve laik (sıradan Hıristiyanlar). 
...
Birinci formül: Katoliklikte, ruhban evlenemez, laik boşanamaz. Papaz veya keşiş ve rahibenin evlenmesi mümkün değildir. Laikler, yani sıradan Hıristiyanlar da evlendikten sonra boşanamazlar. Bu yüzden herhangi bir iş veya başka türden birlikteliklerde "Katolik nikahı gibi olsun" denilir; yani hiç ayrılmayalım, demektir. 
***
İkinci formül: Katoliklikte evli bir adam, sonradan papaz olmak isterse, öncelikle hanımıyla papaz olmalıdır. Yani onunla fiilen ayrılmalıdır. Fiilen demek durumundayız, birinci formülde bahsedildiği üzere, Katoliklikte boşanma yok. Papaz da olmak isteseniz, karınızdan boşanamazsınız. Böyle bir durumda, kadın, bir manastırda rahibe olarak yaşamaya razı olmalı; ancak daha sonra erkek de kendini fiilen "bekar" biri olarak papazlık mesleğine adayabilir. 
****
Üçüncü formül: Ortodokslukta evli adam papaz olabilir, ama papaz evlenemez. Eğer papaz olmadan önce evlenmişseniz, evli olarak papazlığa başlarsınız. Ama kilise hiyerarşisinde daha yukarı çıkamazsınız. Eğer bekârken papazlığa başlamışsanız, papaz olduğunuz sürece evlenemezsiniz.
Share:

Papaz, Rahip, Pastör

Rahip Brunson
Papaz Brunson
Pastör Brunson.
***
Efendim, papaz Hıristiyan din adamına verilen addır. "Baba" kökünden gelir. Peder efendi ile aynı anlamda. Katolik ve Ortodoks kiliselerinde papaz, kiliseye kendisini vakfetmiş kişidir. Papaz, dinî bir eğitimden geçtikten sonra, kilise otoritesince görevine atanır. Evlenmez.

Rahip, bir kavram kargaşası olarak bizde papazın yerine kullanılmış. Aslında rahip veya rahibe, Hıristiyanlıkta öncelikle Hıristiyan keşişini ifade eder. Onlar da kendilerini manastırdaki dinî hayata adamışlardır. Evlenmezler.

Bizim literatürde "İslam'da ruhban sınıfı yoktur" derken, öncelikle anlamamız gereken, herhalde bir manastıra çekilip, evlenmeden, çoluk çocuk sahibi olmadan hayat sürme anlayışıdır. Bununla birlikte, papazlar da evlenmedikleri ve kendilerini kiliseye adadıkları için, belki onları da ikinci derecede ifade eder.

Pastör, Protestan din görevlisinin adıdır. Ne rahiptir ne de papaz. Pastörün mutlaka resmî bir dinî bir eğitim alma zorunluğu olmaz. Evlenebilir...

---

Şimdi bu Brunson efendi, Evanjelik, yani Protestan. Evlenmiş, çoluk çocuk sahibi olmuş. O yüzden onun adı Pastör efendim. 
Büyük büyük televizyon kanallarına, ismi büyük gazetecilere duyurulur...
Share:

Ilahiyat Studies için Zotero ve Mendeley Şablonları

Ülkemizde İngilizce olarak ilahiyat alanıyla ilgili makaleler yayımlayan Ilahiyat Studies'in yazım kurallarına uygun olarak hazırladığım Zotero ve Mendeley şablonları Zotero'nun şablon deposunda kullanıma açıldı. 

Hayırlı olsun.

Zotero şablon deposuna ulaşmak için tıklayınız.
Share:

Kitap Tanıtımı: Doğudan Batıya, Annemarie Schimmel

Çev. Ömer Enis Akbulut (İstanbul: Sufi Kitap, 2017)

Özet: Doğudan Batıya, Annemarie Schimmel’in Orient and Occident: My Life in East and West isimli otobiyografi kitabının Türkçe çevirisidir. Kitap yedi bölümden oluşmaktadır. Schimmel Almanya’da Marburg, Türkiye’de Ankara ve ABD’de Harvard üniversitelerinde hocalık yapmış; İsveç, Hollanda, İsviçre, ABD, Türkiye, Kuveyt, Bahreyn, Suriye, Ürdün, Mısır, Sudan, Tunus, Fas, Yemen, Suudi Arabistan, İran, Afganisan, Orta Asya, Pakistan, Hindistan, Endonezya ve daha pek çok ülkeyi gezip görmüş ve gezdiği yerlerde meşhur ve önemli kişilerle tanışmıştır. Tasavvuf, İslamî edebiyat ve sanatlarda otorite kabul edilen Schimmel, otobiyografisinde hayatı, gezdiği ülke ve şehirler ve tanıdığı kişiler hakkında dikkat çekici ve ilginç bilgiler vermektedir. Bu tanıtım yazısı aynı zamanda kitabın çevirisinde görülen bazı yanlışlara da işaret etmektedir. 
İslam tarihi ve sanatları ve dinler tarihi başta olmak üzere ilahiyat alanında çalışan bilhassa genç akademisyen ve araştırmacıların dikkatine...

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/458721
Share:

Fuat Sezgin'in Ardından


Bilimler tarihçisi Fuat Sezgin, 
Biri varsa bu çağda, 
Âlim denmeye layık, 
Hiç şüphesiz, o sendin.

---

Sefer Turan'ın kendisiyle yaptığı röportajdan bir bölüm: 
...
İlmin Dar Kapısından Giriş

Turan: Sayın Prof. Dr. Fuat Sezgin. Hocam, sizi ve fikirlerinizi tanıyacağız. Frankfurt’ta gerçekleştirdiğiniz ve İstanbul’a da taşıdığınız çok önemli projeleriniz var. Onları sizden, birinci elden duymaya çalışacağız. Ama öncelikle dilerseniz, biraz zât-ı âlinizi tanıyalım... 1924’te Bitlis’te doğdunuz. İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci iken 1960 yılında Almanya’ya gitmek durumunda kaldınız. O günlerden biraz bahsedebilir misiniz?

Sezgin: 1943 yılında akrabalarımdan biri beni Edebiyat Fakültesi’ne götürdü. Hâlbuki ben mühendis olma sevdası peşindeydim. O zaman büyük bir Alman âlim vardı. Arapçayı çok iyi bilirdi. Bana “seni onun seminerine götürmek istiyorum” dedi. Ben de “gidelim” dedim ve o büyük âlimin seminerine gittim. O gün o büyük âlim beni adeta büyüledi. Ben artık mühendis olmayı veya başka bir mesleğin peşinde koşmayı kafamdan çıkardım. O büyük âlimin talebesi olmayı düşünüyordum. Kayıt zamanı geçmişti ama gecikmeli de olsa, dekana gittim. Bir şans eseri dekanın odasında bulunduğum sırada o büyük âlim de odaya girdi, iri yarı bir adamdı. Durdu. Dekanla konuşmamın bitmesini bekledi. Dekan ona “Oo... Ritter Bey... ” dedi. “Sizin talebeniz olma başvurusunda bulunan bir insanla konuşuyorum” dedi. Hoca bana şöyle bir baktı, “Galiba bu benim dünkü seminerimdeydi” dedi.

Turan: Yani o kadar kişi arasında sizi hatırladı.

Sezgin: Hayır o kadar çok kişi yoktu. Onun seminerlerine sadece 3-4 kişi giderdi. Çünkü zor bir adamdı. Seminerlerinden kaçardı talebeler. Çok zaman tek bir talebe olarak katıldığımı hatırlarım. Bana, “Gelin, biraz konuşalım. Çok zor bir şeye talipsiniz. Arapça öğrenmelisiniz. Ben de zor bir hocayım. Benim talebelerim hep benden kaçar, biliyor musunuz?” dedi. “Biliyorum, bana bunları anlattılar. Ben bunlara rağmen bu tehlikeye girmek istiyorum” dedim. Güldü, “peki” dedi. Böylece onun talebesi oldum, ikinci hafta seminerine gittiğimde 3 dakika gecikmiştim. Cebinden altın saatini çıkardı ve bana göstererek; “3 dakika geciktiniz, bu bir daha tekerrür etmemelidir!” dedi. Ben ona sadece, “tamam” demekle kalmadım, hakikaten o günden itibaren bütün hayatımda randevularıma gecikmeme prensibine azami dikkat ettim. Galiba o günden bugüne, belki size tuhaf gelir ama sadece üç randevuya, yani 1943’ten bugüne kadar üç randevuya zamanında ulaşamamanın ıstırabım yaşıyorum! Böyle bir hocanın talebesi olma şansına sahip oldum. Nedense bu adam beni büyülemişti ve kendinden önceki bilge kişilerin bilgilerini bana aktardığını hissetmeye başladım. Hiç not tutmazdım. O söylerdi, ben de söylediklerini kafama yazardım. İnanır mısınız anlattıklarının büyük kısmı hâlâ bu kafamda taşınmaktadır.

Turan: Hocam çok af edersiniz... Bir şeyi çok merak ettim. “Ritter’i dinlediğimde, mühendis olmaktan vazgeçtim, beni büyüledi” dediniz. Sizi büyüleyen ne idi? Belki de hayatınızdaki şifre bu olsa gerek. Ritter sizi hangi yönden etkiledi?

Sezgin: O adam büyük Avrupalı oryantalistlerin belki en büyüğüydü. Bu büyük oryantalistler arasında farklı bir tipti. Beni çok etkilemişti. Bu etkilenmeyi size bütün manasıyla aktarabilmem mümkün değil.

Turan: Peki hocam... Hocanız Ritter sizden Arapça öğrenmenizi istiyor ve 6 ay eve kapanıyorsunuz ve Arapçayı öğreniyorsunuz.

Sezgin: Ben zaten Arapça öğrenmeye başlamıştım. Ama hiçbir mesafe kaydetmiyordum. Bütün gayretlerime rağmen hocam benden memnun değildi ilk aylarda. 1943 yılıydı. Almanlar, Bulgaristan’a girmişlerdi. Bizim hükümet, bütün üniversiteleri, mektepleri tatil etti. Hocam bana dedi ki: “Şimdi elinizde bir fırsat var. 6 aylık bir tatiliniz olacak, bu zaman içerisinde Arapçayı öğrenin.” Ben de zaten öyle düşünüyordum. Fakat bu söz bana çok tesir etti. Hakikaten 6 ay kendimi Arapça öğrenmeye verdim. Evimizde babamdan kalma 30 ciltlik bir Taberî Tefsiri vardı. Onu okumaya başladım. Başlangıçta anlamıyordum. Türkçe tefsirlerle karşılaştırarak, yavaş yavaş tefsirin içine girmeye çalıştım. Günde aşağı yukarı 17 saat çalışıyordum. Erken kalkıyordum, gece geç yatıyordum, evden hemen hemen hiç çıkmıyordum. 6 ay sonra Taberî Tefsiri’nin 30 cildini bitirmiş oldum. Başlangıçta hemen hemen hiç anlayamadığım bu tefsiri 6 ayın sonunda gazete gibi okuyordum. O hızla, yani 17 saatlik bir tempoyla çalışırsanız bunu siz de başarırsınız, bundan eminim. Sonbahardı, hocama gittim, ilk ders seminerinde bazı Alman âlimler, profesörler vardı. Hocam önüme Gazzalî’nin İhya’sını koydu ve “Okuyun bakalım!” dedi. Okudum. Gazzalî benim için artık belki bir mesele değildi. Hocam bana baktı, gülümsedi, sevindi, mesuttu. Orada beni biraz methetti. Benim için o an, hayatımın unutulmaz anıydı. Arapçada artık kitapları okuyabilecek hale gelmiştim. Artık başka dillere başvurmak lâzımdı!
Share:

TÜRKİYE'DE DİNLER TARİHİ ÇALIŞMALARI

İLETİŞİM FORMU

Ad

E-posta *

Mesaj *

Translate

En Çok Okunanlar

ZAMAN GEZGİNİ